"MUHTEREM'LE GEZİYE"

Kasım 29, 2006 - AYASOFYA

Kategori: MUZELER

 

Ayasofya ile ilgili yazı ve resimleri bu ara yayınlamayı düşünmüyordum ama Papa 16. Benedict'in ziyereti dolayısıyla öyle çok adı geçti ki,bende dedim bu günlerde yayınlamayacağımda ne zaman yayınlayacağım.

 

Sadece dış mekan çekimleri var diye yayınlamayacaktım.Artık bir günde gidip içini gezip,fotoğraflarını çekmem şart oldu.Bu işi en kısa zamanda halledip sizlerle yine burada resimleri paylaşmak istiyorum.

 

 

Ayasofya Kilisesi, Ayasofya Camisi son olarak Ayasofya Müzesi olan tarihi yapıya en son çocukken, babamla birlikte gitmiştik.

 

İçeride Kubbeye kadar yükselen dev bir merdivenli iskele vardı.
Günümüzde de o iskele yerinde duruyormuş ama tadilattan daha çok kubbeye destek olması amacıyla orada duruyormuş.

 

Velhasıl en kısa zamanda Ayasofya'nın içini gidip, görmek ve görüntülemek için sabırsızlanıyorum.

 

*Resimler 2 ayrı günde çekildi.
Gökyüzünün canlı,pırıl pırıl olduğu resimler 4 Haziran 2006 tarihinde,

Diğer resimler 28 Eylül 2006 tarihinde çekilmiştir.

 

AYASOFYA MÜZESİ
Mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği yönünden ilk ve son ünik uygulama olarak görülen Ayasofya; Osmanlı camilerine fikir bazında da olsa esin kaynağı olmuş, doğu-batı sentezinin bir ürünüdür. Bu eser dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer almaktadır. Bu nedenle, Ayasofya, tarihi geçmişinin yanı sıra, mimarisi, mozaikleri ve Türk çağı yapıları ile yüzyıllar boyunca tüm insanlığın ilgisini çekmiştir.

Ayasofya 916 yıl kilise, 481 yıl cami olmuş, 1935'ten bu yana müze olarak tarihi işlevini sürdürmektedir.

Bizans tarihçileri (Theophanes, Nikephoros, Gramerci Leon) ilk Ayasofya'nın İmparator I. Konstantinos (324-337) zamanında yapıldığını ileri sürmüşlerdir. Bazilika planlı, ahşap çatılı bu yapı, bir ayaklanma sonunda yanmıştır. Bu yapıdan hiçbir kalıntı günümüze gelmemiştir.

İmparator II. Theodosius, Ayasofya'yı ikinci defa yaptırmış ve 415'te ibadete açmıştır. Yine bazilika planlı bu yapı 532'de Nika ihtilali sırasında yanmıştır. 1936 yılında yapılan kazılarda bununla ilgili bazı kalıntılar ortaya çıkmıştır. Bunlar mabede girişi gösteren basamaklar, sütunlar, başlıklar, çeşitli mimari parçalardır.

İmparator Iustinianus (527-565) ilk iki Ayasofya'dan daha büyük bir kilise yaptırmak istemiş, çağın ünlü mimarlarından Miletos'lu İsidorus ve Tralles'i Anthemios'a günümüze ulaşan Ayasofya'yı yaptırmıştır. Anadolu'nun antik şehir kalıntılarından sütunlar, başlıklar, mermerler ve renkli taşlar Ayasofya'da kullanılmak üzere İstanbul'a getirilmiştir.

Ayasofya'nın yapımına 23 Aralık 532'de başlanmış, 27 Aralık 537'de tamamlanmıştır. Mimari yönden incelendiğinde büyük bir orta mekân, iki yan mekân (nef), absis, iç ve dış nartekslerden meydana gelmiştir. İç mekân, 100 x 70 m. ölçüsünde olup, üzeri dört büyük ayağın taşıdığı 55 m. yüksekliğinde, 30.31 m. çapında kubbe ile örtülmüştür.

Ayasofya'nın mimarisinin yanı sıra mozaikleri de büyük önem taşımaktadır. En eski mozaikler iç narteks ve yan neflerde altın yaldızlı geometrik ve bitkisel motifli olan mozaiklerdir. Figürlü mozaikler IX.-XII. yüzyıllarda yapılmıştır. Bunlar İmparator kapısı üzerinde, absiste, çıkış kapısı üzerinde ve üst kat galeride görülmektedir.

Ayasofya İstanbul'un fethi ile birlikte başlayan Türk döneminde çeşitli onarımlar görmüştür. Mihrap çevresi, Türk çini sanatı ve Türk yazı sanatının en güzel örneklerini içerir. Bunlardan kubbedeki ünlü Türk Hattatı Kazasker Mustafa İzzet Efendinin Kuran'dan alınma bir suresi ile 7.50 m. çapındaki yuvarlak levhalar en ilgi çekici olanıdır. Bu levhalarda, Allah, Muhammet, Ömer, Osman, Ali, Hasan, Ebu Bekir, Hüseyin'in isimleri yazılıdır. Mihrabın yan duvarlarında ise Osmanlı padişahlarının yazıp buraya hediye ettiği levhalar vardır.

Sultan II. Selim, Sultan III. Mehmet, Sultan III. Murat ve şehzadelerin türbeleri, Sultan I. Mahmut'un şadırvanı, sübyan mektebi, imareti, kütüphanesi, Sultan Abdülmecit’in hünkar mahfeli, muvakkithanesi, Ayasofya'daki Türk çağı örnekleri olup türbeler, iç donanımı, çinileri ve mimarisiyle klasik Osmanlı türbe geleneğinin en güzel örneklerini oluşturmaktadır.

Müze her gün 09.30-16.30 saatleri arasında gezilebilir.

 

 

 

Aşağıdaki bilgiler;www. sihirlitur.com adresinden alınmıştır.

 

 

1935 yılından bu yana müze olarak gezilen Ayasofya, Bizans’a tanıklık yapıp Osmanlı’yı yaşayan ender ve abidevi yapılardan biri olarak yıl boyunca her ülkeden gelen turistler tarafından ziyaret ediliyor. Zamana meydan okuyan dev yapıda, iklim koşulları, yer sarsıntıları gibi etkilerle oluşan tahribat günümüzde titiz ve itinalı bir restorasyon çalışması ile giderilmeye çalışılıyor.
Yapımına 532 de başlanan Ayasofya'nın malzemesi için Efes’teki Diana tapınağındaki kırmızı porfir sütunlardan sekiz adet getirilip yapıda kullanılırken, Dünyanın sayılı mermer ocaklarından da malzemeler taşınmış. Özellikle Eğriboz Adasından açık yeşil, Cezayir’den sarı renkli, Siga’dan damarlı pembe, Güneybatı Anadolu’dan beyaz kırmızı mermerler taşınarak kullanılmış. Günde bin usta on bin amelenin çalışması ile 5 yıl, 11 ay 10 gün süren inşaat tamamlanmış. Ayasofya çeşitli dönemlerde büyük tehlikelerle karşılaşmış ve yapı takviyesi, onarım görmüş.
55,60 metre yüksekliğinde ve ortalama 31,36 metre çapındaki devrin mucizesi olarak nitelendirilen kubbesi 1,1 metre genişliğinde 40 kaburgaya dayanmış. Yapının ağırlığını 40 tanesi aşağıda 67 tanesi yukarıda olmak üzere 107 sütun taşırken, açılan 40 pencere ile yapının bol ışık alması sağlanmış.

 

 

 

Aşağıdaki gece resmi 14 Ekim 2006 tarihinde Ramazan'da Sultanahmet'in mahyalarının resmini çekmeye gittiğim akşam çektim.

 

 

Ayasofya'nın dış cephe boyası hep tartışma konusu olmuştur.
"Gülkurusu rengine kadar boyayacak renk mi kalmadı?" gibi "Bu renk Hristiyanlığı temsil ediyor" gibi, epeyce eleştiriler alır.

 

Bence tartışmaya mahal yok çünkü dış cephe boyası perişan durumda.
Kesinlikle yeniden tadilatının yapılması,elden geçmesi gerekiyor.

 Dünyanın gözü üzerinde olan bir yapıya bu dış cephe yakışmıyor.

 

İnşaallah, en kısa zamanda Ayasofya'nın iç mekan resimlerini çekebilir ve sizlerle paylaşabilirim.

 
Görüşmek üzere!..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

Mayıs 12, 2009 - Ayasofya

Yazan R@B!@
Çok güzel bn de gittim ama sizin kadar güzel resm çektiremedim çok salun çok işime yaradı...
Bağlantı

Temmuz 12, 2007 - ŞÜKRAN

Yazan BARIS59
Böyle güzel yapıları yaşatmaları, "İnsanlık "adına tartışılmaz bir mucize...
Sultan Ahmet'i Ayasofya'sız düşünemiyorum. Bu yapıya ne zaman girsem,
amatör ruhla dahi hissetitğim ,"Sanat ve Tarih" başımı döndürüyor.
Resimlere,sadece harika diyorum... Ele ele, gece ve su havuzunun (fiskiyenin)
arkasından yaptığın çekim. Tartışılmasız...
Bağlantı

Şubat 24, 2007 - ayasofyanın güzelliği

Yazan isimsiz
muhteşem
Bağlantı

Şubat 11, 2007 - beb buraları gezdim

Yazan ben düzceden atatürk ilköğretim okulundan betül a
ben burayıda gezdim sizde gidin süper . ah ist ist olalııııı hiç görmedim böyle keder geberiyorummmm aşkındann
ist böyle bir yer banane yine gitcem yawww!!!!!!!!!!!!!!
Bağlantı

Aralık 3, 2006 - merhabalar arkadaşım

Yazan yemekoloji
daha önce gitmiştim Ayasofya'ya harika gerçekten görülmeye değer bir yer gündeme getirdiğin için ellerine sağlık canım
Bağlantı

Aralık 3, 2006 - selamlar

Yazan filizinmutfagi
cok guzeldır sultanahmet esım oralı ısyerımızde orada ne guzel resımler cekmıssın sagol canım ayasofya camı saraylar harıka bır semttır
Bağlantı

Aralık 2, 2006 - gene ben :)

Yazan gezimanya
Ayasofya da önünden sıkça geçtiğim ama bit türlü içine giremediğim yerlerden biri. Dışatan görünüşü gerçekten muazzam. Bir de 8 tane büyük deprem görüp de hala ayakta kalan nadir eserlerden biri olması da çok ilginç.
Bağlantı

Aralık 1, 2006 - Merhaba

Yazan aydayla
Ne iyi etmişsiniz de beni arkadaş listenize eklemişsiniz yoksa böyle güzel bir siteden haberim olmayacaktı,ne güzel anlatmışsınız Ayasofya'yı ayrıca bir önceki
yazınızda bahsettiğiniz mekana da bayılırım gerçekten de o manzara da çay içmek öyle keyiflidir ki :))) Sevgiyle ve maviyle kalın...
Bağlantı

Kasım 30, 2006 - slm

Yazan minemutfakta
Merhaba Muhterem Hanım;
Gezi blogunuzu uzun zamandır ziyaret etmiyordum.
En son baktığımda sadece Çamlıca Tepesi vardı.
Çok güzelleşmiş, çok renklenmiş...
Şehir dışına çıkmadan sadece İstanbul'da gezmek bile bir blogu aylarca güncel tutmaya yetebilir bence.
Öyle çok gezilecek görülecek yer var ki...
Hele Pierre Loti resimlerinize bayıldım.
Sevgiler
Kolay gelsin
Mine
Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

Gezi ve Doğa sitesi

Sansüre Hayır!

    <%Sansüre Hayır!%>

Son Yorumlar

MySpace Layouts

Kategoriler

  • ABANA
  • ALISVERiS MERKEZLERi
  • CAMiLERiMiZ
  • CATALZEYTiN
  • DOGA
  • GEMi GEZiLERi
  • GEZi YERLERi
  • GUNCEL
  • iNEBOLU
  • KASTAMONU
  • MUZELER
  • PARKLAR
  • SERGi
  • TARiHi YAPILAR
  • TARiHi YERLER
  • YAZILARIM
  • Arkadaşlarım

    hilalineglencesayfasi
    ayse26
    bulaniksu
    DELALEDILEMIN
    kalenderyemeksalonu
    kendimcee
    gazikemal
    ogretmen68
    nurdanhicyilmaz
    muhteremleafiyetle
    peruze
    susam
    ozguluntarifleri
    mutfakmelegi
    yildizcaa
    ekol
    pembeli
    lalecik
    deryadanlezzetler
    melissa2
    zeytintanesi
    yesimmutfakta
    gelincikler
    minemutfakta
    mahmure
    EllerinMarifeti
    genocide
    Serinmavi
    seyyahaile
    eyvahmelikemutfakta
    mimarasci
    cedene
    Kuzeydenizi
    gonlumce
    diyalogyemekleri
    aintabsofrasi
    Dersaadet
    yemekoloji
    esramutfakta61
    raciegi
    MERIHLEMUTFAK
    izmirim
    gazeteoku
    kenaryazilari
    kastamonunet
    gezimanya
    geziyazilari
    medice
    kastamonuturk
    kastamonuluyuz
    usta1907
    halenze
    leziz
    aklimaestikce
    yaseminname
    thebosphours
    Oronar
    okumaca
    amfetamin
    bilimhaberleri
    maviveportakal
    gezgingiller
    dogaylabasbasa
    EnesBilal
    haydemir
    minegeziyor
    1001resim