BOĞAZ TURU

16 Temmuz'da oğlum ve kızımla uzun zamandır istediğimiz ama bir fırsatını bulamadığımız Boğaz turuna çıktık.

Hava çok güzeldi,deniz ve gökyüzü masmaviydi.

Hava sıcak ve güneşliydi hatta akşam eve bir döndük ki hepimizin yüzü ve kolları güneşten yanmış, gözlükler iz yapmış.

Ertesi gün bizi gören "bu kadar nerde yandınız?" diye sordu.

Boğaz turuna çıktığınız zaman bu işin tadı güverte de çıkıyor.

İçerde oturmak hiç güzel değil,manzarayı kaçırmamak için geminin ya üst güvertesini yada yanlarında ki oturma yerlerini tercih etmelisiniz.

Denize yakın olduğu için yan taraflar her zaman benim tercihim.

O gün evden çıkıyorken Boğaz turu aklımızda olmadığı için Eminönü'nden kalkan son tur saati olan 13.35 vapuruna bindik.

Fiyatlardan bahsetmek gerekirse 1 kişi gidiş dönüş 12.50 Ytl. 3 kişi 37.50 Ytl  verdik.

 

Biz  Şehir Hatlarının Boğaz Turu'na katıldık ama yemekli, özel boğaz turu organizasyonları yapmak isteyenler için  "www.bogazturu.com"

 

Pazartesi günü olması çok iyi oldu, en azından hafta sonu kadar kalabalık olmuyor.

Tabii gemide ki yabancı turist sayısının, yerli turist sayısını geçtiğini belirtmem lazım.

Yabancı turistler "bosphorus tour" a çok ilgi gösteriyorlar.

Gemiye binmek için kapılar açıldığında herkes en güzel yeri kapmak için yarışıyor.

Saatlere dikkat ettim,elimde ki broşür saat kaçta hangi iskelede olacaklarını yazıyorsa o saatte o iskeledeydik.

13.35 vapuruna bindik,15.05'te Anadolu Kavağına vardık.

Dönüş için 16.15 ve 17.00'de vapur vardı. Biz buraya kadar gelmişken Yoros Kalesine çıkalım dedik,ancak 17'de ki son vapura yetişebildik.

Eğer kaleye çıkmayı planlıyorsanız,Eminönü'nden kalkan 1. veya 2. tura katılın.

Son tura katılıp,birde kaleye tırmanmak,son gemiye yetişebilmek için çok zahmetli ve koşuşturmalı oluyor.

 

Boğaz turu yazısını hazırlıyorken acaba nasıl bir yol izlesem diye düşündüm.

Sadece resimleri yayınlayıp,izlenimlerimi mi yazayım yoksa daha açıklayıcı bilgiler de olsun mu?diye düşünürken aklıma evde ki çok severek okuduğum ve sık sık başvurduğum Rehber Ansiklopedisi geldi.

Boğaziçi yazan bölümü bir açtım ki harika bilgiler var.

Boğaziçi'nden kısaca bahsedip,Boğaza kıyısı olan semtlerin isimleri ve o ismi nereden aldığıyla ilgili kısa bilgiler var.

Bende geçtiğimiz ve Boğaziçi'nde yer alan semtleri kısa kısa yazmaya karar verdim.

Hatta bu yazı dizisinin sonunda hazırlayacağım video klibe Emel Sayın'ın "Kız Sen İstanbul'un Neresindensin?" isimli şarkısını ekleyeceğim.

 

BOĞAZİÇİ;

Karadeniz ve Marmara denizi arasında ki boğazın Asya ve Avrupa kıyılarının tamamına verilen isim.Şimdi batı dillerinde kullanılan ve aralarında küçük telaffuz farkları bulunan Bosphorus, "Öküz geçidi" manasına eski yunanca bir kelimedir.

Türk kaynaklarında Boğaziçi;Halic-i bahr-i rûm,Halic-i bahri siyah,Halic-i Konstantiniye,İskender Boğazı,Konstantiniye Boğazı,Merecül-bahreyn,Mecma'ül'l-bahreyn,İslâmbol Boğazı,İstanbol Boğazı ve İstanbul Boğazı kelimeleri ile isimlendirilmiştir.

Boğaz'a ait muhtelif ölçüler;İstanbul Boğazının Kuzeyden Güneye (Kavukburnu-Ahırkapı Feneri) uzunluğı 32,2 km'dir.

Boğaz'ın genişliği ise,büyük değişiklikler gösterir.En geniş yeri Anadolu Feneri ile Rumeli Feneri arası 3600 m. ve en dar yeri de Rumeli Hisarı-Anadolu Hisarı arası olup,698 m.dir.

 

Tophane;

Galata'dan Fındıklı'ya kadar sahilde ki semte verilen isimdir.Burası bol ağaçlık ve şehre yakın olması sebebi ile tarihde yerleşim çok olmuştur.

Zamanımızda ise İstanbul'un ticaret merkezi durumundadır.Kılıç Ali Paşa Külliyesi,Nusretiye Camisi semtin mühim sanat eserlerindendir.

Vaktiyle burada bulunan yollar, meşhur yangınlar neticesi ile kaybolmuştur.

Salı Pazarı ve Fındıklı;

Tophane'nin devamı olan Fındıklı,Kabataş'a kadar devam eder ve Salı pazarı Tophane ile sınır kabul edilir.Vaktiyle Salı günleri kurulan pazardan dolayı semte Salı Pazarı,Fındıklı'ya ise buradaki bir dere yatağında fındık ağaçlarının bolluğu sebebiyle bu isim verilmiştir.Tophane gibi şehrin ilk imar edilen yerlerinden biridir.

Uzun yıllar boyunca burada bir çok cami,medrese,mekteb,çeşme ve hamam inşa edilmiştir.

Uzun müddet ilim adamı yetiştiren bu semtte halen Mimar Sinan Üniversitesi,Güzel Sanatlar Fakültesi bulunmaktadır.

Kabataş;

Fındıklı ile Dolmabahçe arasındaki mahallelerden meydana gelir.

Semt ismini Köse Kethüda olarak bilinen Mustafa Necip Çelebi'nin buradaki sahilhanenin tamiri esnasında çıkan ve yontularak iskele yapılan taştan aldığı söylenilmektedir.

Eskiden bağlık,bahçelik olan olan semtte,Bağ-odaları Mescidi,Kabataş Camii ve Hekimoğlu Ali Paşa'nın yaptırdığı bir çeşme mevcuttur.

Dolmabahçe;

Kara Bâli bahçeleri ile Beşiktaş bahçeleri arasında ve 1614 'de Halil Paşa'nın ikinci kaptanlığı sırasında,Sultan Birinci Ahmed'in emriyle doldurulmuş ve bu isim verilmiştir.Evliya Çelebi'ye göre kayık ve mavnalarla taşınan kum,taş vs. ile cirit oynanabilecek bir alan doldurulmuştur.Sultan İkinci Selim devrinden sonra yaptırılan köşk ve saraylar,Sultan Birinci Abdülhamid zamanında şark tarzında,zeminden tavana kadar çinilerle süslenmiştir.

Sultan Üçüncü Selim Beşiktaş sahil sarayını inşa ettirmiş ve 1854 'de yıktırılan bu sarayın yerine Sultan Abdülmecid tarafından bugünkü Dolmabahçe Sarayı inşa ettirilmiştir.

Yine aynı semtte bulunan  Bezm-i Âlem Valide Sultan Camii ve bunun karşısında ki sebil de Hacı Mehmet Emin Ağa tarafından yaptırılmıştır.

 

Bu arada saat 13.50 'de Beşiktaş iskelesine yanaşıp,yolcu aldık.

Beşiktaş;

Tabii güzelliği olması sebebiyle çok eski zamanlardan beri hususi önemi vardır.

Semtin ismi Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa'nın gemilerini bağlamak için sahile yaptırdığı 5 taştan gelmektedir.

Beşiktaş Osmanlı Devletinin her devrinde itibar görmüş bir semttir.Sultan Birinci Ahmed'den itibaren bu semte muhtelif saraylar,kasırlar ve köşkler inşa edilmiştir.

Burada bulunan Beşiktaş sahil sarayı 1678'de inşa edilmiş ve Dolmabahçe Sarayının inşasına kadar önemini korumuştur.

Çırağan Sarayı ise ilk defa Sultan Dördüncü Murad,ikinci defa Sultan Üçüncü Selim devrinde inşa edilmiştir.Dolmabahçe Sarayının inşasından sonra burası da ikinci plana düşmüş,Meclis-i Mebusan olarak kullanılan saray 1909'da şüpheli bir yangın sonucunda yanmıştır.

Osmanlı devrinde İstanbul'un en mamur semtlerinden olan Beşiktaş'ta bu devirden kalma 20 camii ve mescid bulunmaktadır.Şimdiki Yıldız Parkının girişinde ki Hamidiye Camisini,Sultan İkinci Abdulhamid Han 1891 senesinde inşa ettirmiştir.

Ortaköy;

Önceleri,Yahudi ve Rum mahallesi olan semt,Kanuni Sultan Süleyman devrinde Türklerin buraya iskan edilmeleri ile gelişmiştir.

XVII. asırdan itibaren,devlet erkânının inşa ettirdikleri sahil sarayları ile tamamen nezih bir hale gelmiştir.

Ortaköy Camisi Sultan Abdulmecid tarafından 1854-55 yıllarında inşa ettirilmiştir.

Muhteşem Boğaz köprüsünün altından geçip yola devam ediyoruz.

Bundan sonra ki semtler ve resimler sonra ki yazımız da devam edecek.

 

Görüşmek üzere.......

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !