EMİNÖNÜ YENİ CAMİ

Avrasya maratonunun olduğu gün Eminönü'nde olduğumu, bir önceki yazımda anlatmıştım.

İyi ki maraton varken gitmişim,ortalık bomboşken çekim yapmak çok iyi oldu.
Normal bir günde resimlerde çok sayıda araba çıkıyor.

Eminönü'ndeki Yeni cami ihmal edilen camilerimizden birisi,önünden günde binlerce kişi geçiyor ama kaç kişi içeriye giriyor yada dönüp camiye bir kere bakıyor.

Çuvaldızı kendimize batırırsak,şahsen bende Eminönü'ne yıllardır giderim,alışveriş yaparız,caminin önündeki kuşlara yem atarız,yan tarafında ki evcil hayvan pazarına uğrarız ama o gün ilk defa caminin avlusuna girdim.

İnanın avludan içeriye girdiğinizde sokağın kargaşası dışarıda kalıyor,Eminönü'nün kargaşasından sonra tam bir vaha gibi geliyor insana.

İç avludan görüntüler.

          

Ansiklopedik bilgiler (kaynak:İstanbul valiliği)

Yeni Cami Külliyesi

Eminönü İlçesi`nde, Eminönü Meydanı`nda, Mısır Çarşısı`nın yanındadır. Külliyenin merkezindeki cami deniz kıyılarındaki sultan camilerinin en görkemlisi olarak İstanbul siluetini tamamlar. Sultan III. Mehmed`in annesi ve Sultan III. Murad`ın eşi Safiye Sultan adına 1597`de Mimar Davud Ağa tarafından yapımına başlanan caminin mimarlığını 1598`den sonra Dalgıç Ahmed Ağa üstlenmiştir.

 

1603`e kadar süren inşaat, Sultan I. Ahmed`in tahta çıkışıyla yarım kalmıştır. 1661 yılında Sultan IV. Mehmed`in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından tekrar başlatılan inşaat Mustafa Ağa`nın mimarlığında 1663`de tamamlanmıştır.

 

 Külliye bir cami, sıbyan mektebi, sebil, çeşme, hünkar kasrı ve türbeden oluşmaktaydı. Ama sıbyan mektebi günümüze ulaşamamıştır. Sekiz sütun ve dokuz kubbeli son cemaat yeri ikinci kat pencere altlarına kadar çinilerle kaplıdır.

 

Pencere üstlerinde de Hattat Tenekecizade Mustafa Çelebi`nin hatları vardır. Sağda ve solda üçer şerefeli iki minare yer almıştır. Kare planlı camiye merdivenle üç kapıdan girilir. Çinilerle süslü olan dört fil ayağına ve dört kemere oturan merkezi kubbeyi, dört yarım kubbe desteklemektedir.

 

 

Köşelerdeki dört kubbe ve köprüyle türbe önlerinde sütunlarla çevrili kubbelerle birlikte 66 kubbe bulunmaktadır. Mihrabı ve minberi beyaz mermerdendir. Mihrabın solunda değerli taşlarla süslü bir mozaik tablo vardır. Külliyeye dahil Hatice Turhan Sultan Türbesi, içinde gömülü beş padişah ve çok sayıda hanedan mensubuyla Osmanlı sülalesinin en büyük kabristanıdır.

 

 

Türbede Hatice Turhan Sultan`ın yanı sıra Sultan IV. Mehmed, Sultan III. Osman, Sultan II. Mustafa, Sultan III. Ahmed ve Sultan I. Mahmud`un da mezarları vardır. Türbenin kubbesinin çapı 15 m.`den fazladır.

          

Birazda çalışmalarını severek takip ettiğim wowturkey.com

www.wowturkey.com/forum/ )  sitesinden bilgiler;

 

YENİCAMİ HAKKINDA ENTERESAN DETAYLAR:

İstanbul’daki Selâtin camilerinin en görkemlilerinden biri olan, kırılgan görünüşlü Yeni Camii ve Külliyesi, İstanbul’daki diğer Sultan camilerinin aksine, yapımı en uzun süren cami rekorunu da elinden bulundurmaktadır. Bir İstanbul selâtin caminin inşası ortalama; 2-7 yıl arasında sürmesine rağmen, Yeni Cami’nin inşaatı tam; “66 (Altmışaltı)” yıl sürmüştür.

1597’de II. Murad’ın hanımı Safiye Sultan tarafından yapımı başlatılmıştır. Mimarı o zaman Davud Ağa’ydı. İnşaat alanı için, adı geçen yerdeki meşhur “Yahudhâne” evleri tamamıyla yıktırılmıştır. O yıllarda (ve hatta Bizans döneminde bile) Yahudiler’in İstanbul’daki 2-3 ikamet yerlerinden biri de burasıydı ve halk arasında Yahudhâne (ya da Çıfıthâne) olarak anılırdı (Farsça’da Hz. Musa soyundan gelen ve Yahudi dininin benimsemiş olanlara; “Cehûd” adı verilirdi. Osmanlı’ya bu kelime; Cuhud/Çıfıt şeklinde geçmiştir). Yahudilerin buradaki meşhur çarşıları da (çok kalabalık ve düzensiz olması sebebiyle, bu çarşının adı Türkçe’ye de yerleşmiştir. Karmakarışık mekânlara;”Çıfıt Çarşısı gibi...” denilir) bu istimlâkler sırasında yok olmuştur. Safiye Sultan, buradan çıkarılan hiçbir Yahudi vatandaşı mağdur etmemiş ve istimlâk bedelleri eksiksiz olarak (hatta fazlasıyla) teker teker ödenmiştir.

İlk mimarı Davud Ağa öldürülünce, yerine Dalgıç Ahmed Ağa geçmiştir. I. Ahmed tahta geçince (eski Osmanlı saray geleneği uyarınca) bir önceki padişahın validesi ve eşi Safiye Sultan, Eski Saray’a gönderilmişlerdir (Bayazıd’a). Böylece caminin inşaatı sekteye uğramıştır. I. Ahmed, bu camiyi devam ettirmek yerine, Ayasaofya’nın karşısına yeni bir cami yapımına koyulunca, kubbeyi taşıyacak olan kemerlere kadar yükselmiş halde duran Yeni Cami, yaklaşık yarım yüzyıl kadar virâne halde yarım beklemiştir. Halk arasında adı; “Zulmiyye”ye çıkan cami kalıntısı, bu kez IV. Mehmed’in validesi Turhan Hatice Sultan tarafından (bizzat kendi parasıyla) 23 Temmuz 1661’de Mustafa Ağa’nın mimarlığında kaldığı yerden inşası devam ettirilmiş ve 1663 yılında bir Cuma namazıyla birlikte açılışı yapılmıştır.

Caminin temeli de çok ilginçtir. Yarı bataklık ve yumuşak bir zeminde inşa edilen caminin temelleri, uçlarına demir başlıklar geçirilmiş sert tahta kazıkların üzerine oturtulmuştur. Zemini deniz seviyesinden biraz daha yukarıda tutularak, bileşik kaplar prensibinin gazabına uğramasının önüne geçilmiştir.

Cami, Bizans döneminden kalma ilk İstanbul (iç) surlarının kalıntılarından birine dayanmaktadır (Daha doğrusu, caminin yanındaki Hünkâr Kasrı (Mahfili), adı geçen sur parçasına yaslıdır). Bu sur düzeninin üzerindeki “Bahçe Kapısı” da, caminin hemen yanındaki bölgeye adını vermiştir.

Yapının hemen arkasında “L” şeklindeki Mısır Çarşısı da, Yenicami’nin ileride kendi kendine yetmesini sağlayacak olan geliri getirmesi için, cami vakfiyesi olarak inşa ettirilmiştir. Zaten, yukarıdan bakıldığında, kolları iki yana açılmış olan bir L harfi şeklindeki Mısır Çarşısı, yönünü Yeni Cami’ye dönmüş halde, onunla bir bütünlük arzedecek tarzda görülebilir.

Yapımı boyunca 3 mimar, 2 bâni ve birkaç padişah görmüş olan bu nefis yapı, günümüzde Eminönü’nün tartışmasız en güzel yapısıdır.

İsminin nereden geldiği ise, yukarıdaki yazdıklarımın içerisindedir. Tekrardan külleri üzerine doğan bir yapıya, herhalde bundan daha uygun bir isim verilemezdi.

Akın KURTOĞLU

Normalde bu meydan oldukça kalabalıktır,o gün benim şansıma insan ve araba sayısı oldukça azdı.
Hele 1-2 yıl  önce meydan seyyar satıcılardan geçilmezdi.

Meydanın hem zemini yapıldı,hem de seyyar satıcı ve işportacılardan temizlendi.

VE KUŞLAR!

Eminönü Yeni Cami demek,güvercin demek.

Resimlerde görünen kuşlar,meydanda ki kuşların ancak 3/1 'ri.

Her tarafta,yerde,gökte,pencerede,elektrik kablolarında,minarelerde,kubbede

aklınıza gelebilecek her yere tünemiş durumdalar.

Kuşlara yem atarak hem kuşları,hemde yemden gelir elde eden görme engelli vatandaşlarımızı sevindirebilirsiniz.     

 

 

Caminin resimlerini çektiğimde öğlen güneşi tam tepedeydi,güneşe doğru resim çekilmediğini biliyorum ama  bu pozuda mutlaka çekmem gerekiyordu.Aklıma güneşi minarenin arkasına almak geldi,sonucu ben çok beğendim,minare ışık saçıyormuş gibi durdu.


Yeni Camii hakkında yeni blogumda da bir yazı hazırladım.
Çeşitli açılardan çekilmiş çok sayıda resim, ayrıca caminin içinin resimlerini görmek için, tıklayın.
 

Yeni bir gezide görüşmek üzere....

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !